Parmak izi, parmakların son eklemi ve uç kısmındaki kıvrımların meydana getirdiği izdir. İnsan vücudunun dış derisinde bulunan her kıvrımda ter gözenekleri vardır. Bunların herbiri iç deriye kadar uzanır. Bu sebeple dış deri hasara uğrasa, hatta tamamiyle dökülse bile, iç deriye kadar uzanan Papillalar yine de parmak izinin tespiti için yeterlidirler. Yeni çıkan derilerdeki izler de eskisinin aynısı olurlar.

Parmak izi sisteminin bulunuşu çok eski tarihlere dayanır, fakat bu izden istifade temek oldukça yenidir. İlk olarak Nehemiah Grew (1684), Marcello Malpighi (1686) ve J. E. Purkinje (1823) gibi anatomistler insanların parmaklarındaki kıvrımların bazı özellikleri bulunduğuna dikkat çekmiş, bu izlerden faydalanma metodlarını belirtmemişlerdir. Modern manada parmak izi tespiti ve faydalanma konusunda ilk adım 1880′de atılmıştır.
Bu tarihte İngiliz bilgini olan Henry Faulds ve Wiliam James Herschel adlı iki İngiliz, Nature adlı bir ilmi mecmuada parmak izi hakkında makale yazmışlardır. Bu bilginler önceleri pişmiş çömleklerdeki parmak izleriyle ve matbaa mürekkebiyle parmak izi alma metoduyla uğraştılar. Bu gün kullanılan parmak izi metodu da aynı esasa dayanır.Parmak izi konusunda daha sonra çalışan Galton da, kalıtım yolu ile geçen parmak izi olmadığını açıkladı. Her insanın parmak izinin birbirinden farklı olduğunu kaydetti.

Bugünkü parmak izi metodu Henry tarafından bulunmuş olandır. Henry Sistemi olarak bilinen bu sisteme göre parmak izinde, beş genel biçim kabul ediyor: Yay, fitilli yay, radyal ilmik, uhnar ilmik ve demet. Bu tipler genel olarak A,T,R,U,W harfleriyle ifade edilirler. Dünyadaki bütün parmak izleri örneklerinin % 65′ini ilmikler, % 30′unu demetler, geri kalan % 5′iniyse diğerleri meydana getirir. Demet ve ilmik tipi de kendi arasında birçok kısımlara ayrılır.
Benzer bir parmak izi usulünü de Vucetich geliştirmiştir. Bu bilginse dört temel parmak izi kabul etmiştir: Yay, iç ilmik (sola yatık ilmik), dış ilmik (sağa yatık ilmik) ve demet.
Henry ve Vucetich dışında da bazı yazarlar parmak izi konusunda çalışmışlarsa da bunlar bir iki ülke tarafından kabul edilmiştir. Henry ve Vucetich sistemi ise, dünyanın birçok ülkesi tarafından kabul edilmiştir.

Parmak izi, bugün suçlunun tespitinde oldukça önem kazanmıştır. Kesin delil teşkil etmektedir. Bilhassa silah, tabanca vs. kullanılarak işlenen suçlarda parmak izi çok önem kazanmıştır.
Parmak izini ilk bulanlar İngilizler olmakla beraber, bunu en modern hale getiren ABD olmuştur. Washington’da Federal Bureau of Investigation (FBI, Federal Araştırma Bürosu) kuruldu. FBI 49.000.000′dan fazla insanın parmak izini tespit edecek hacme ulaşmıştır. Her gün, FBI’nın 13.000 ajansından 20.000′den fazla parmak izi gelmektedir. 100′e yakın yabancı ülke FBI teşkilatında parmak izi tespiti yaptırmaktadır. FBI teşkilatı sayesinde, bilhassa kitle halindeki ölüm, vakalarında ölülerin hüviyetinin tesbiti de mümkün olabilmektedir. Hatta aylarca gömülü olan ölülerin hüviyetlerinin tespiti bile bu teşkilat sayesinde mümkün olabilmektedir.
Parmak izleri benzemezlik, değiştirilmezlik ve tasnif edilebilirlik yönleri olması itibariyle tercih edilmektedir. AFİS (Automatic Fingerprint Identification System) sayesinde bilgisayar ortamında taranan izler adli görevlileri daha hızlı sonuca götürmektedir.

İlmi araştırmalar parmak izinin kimlik tespitinde kesin delil olduğunu göstermiştir. İnsanların parmak izleri birbirlerinin kesinlikle aynısı olmadığından, parmak izi suçlunun tespitinde çok önemli bir delil olmaktadır. Kişinin parmak kıvrımları yaşlanması ile değişmez ve kaybolmaz. Kolay ve ucuz bir metod olduğu için parmak izi bugün hüviyet tesbitinde oldukça sık kullanılmaktadır.
İnsan hayatı üzerinde son derece hassas kararlar vermek zorunda kalan mahkemeler, büyük ölçüde kriminal laboratuvarlarıyla adli tıbbın raporlarına başvurmaktadırlar.
1985 yılında İngiltere’de Leicester Üniversitesi Genetik Bölümü öğretim üyelerinden Allec Jeffreys, kalıtım maddesinin incelenerek bir kişiye has DNA karakterinin tespit edilebileceğini öne sürdü. DNA parmak izi (DNA fingerprint) veya genetik parmak izi olarak tarif edilebilecek bu özellikler, rekombinat DNA teknikleriyle el parmak izinden daha güvenli olarak kişiyi belirlemede kullanılabilmektedir.
Bir canlıya ait bütün DNA parmak izleri birbirinin eşididir. Sadece bir damla kan, idrar, tükürük, sperma, vaginal sıvı, menstruasyon kanı, süt, biyolojik bir doku parçası, bir adet kıl veya saç teli kişinin genetik kimliğini belirlemek için yeterlidir. Bir suç mahallinde bulunan böyle küçük bir vücut kalıntısından DNA izole edilmekte ve az elde edilen DNA’nın PCR (Polymerase Chain Reaction) metodlarıyla çoğaltılıp ASO (Antistreptolizin O) teknolojisiyle polimorfik genotipi tespit edilebilmektedir.
Nükleik veya moleküler sondalama denen yeni teknikle; saç teli, bir damla kan, sperma veya biyolojik bir doku parçasının proteininden hareket edilerek, genetik koddan faydalanmak suretiyle, bu proteinin üretimini sağlamış olan gen dizisini bulmak mümkündür.
Günümüzde suç failini, bıraktığı genetik parmak izinin incelenmesiyle ortaya çıkarmak mümkün olmaktadır. DNA parmak iziyle % 99′un üzerinde bir başarıya ulaşılabilmektedir. Halen Amerika’da FBI laboratuvarlarında ve İngiltere, Almanya, Hindistan’da genetik sondalama çalışmalarının sonuçları mahkemelerde delil olarak kabul edilmektedir. Aynı usul İngiltere’de babalığın tespitinde de kullanılmaktadır. Genetik parmak izi deliline dayanarak alınan ilk mahkumiyet kararı, 1987 Ekiminde Bristol Mahkemesine aittir.
Genetik parmak izi usulüyle, bir çocuğun babası belirlenebildiği gibi, kalıtımla ilgili veya bulaşıcı hastalıklar da teşhis edilebilmektedir.

KAYNAK: Wikipedia